“Emekliliğimiz sefalet olmasın”

18 Nisan 2013 18:22

Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Ali Balaban ve beraberindekiler, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasıyla ilgili olarak PTT önünde Başbakanlığa dilekçe gönderme eylemi yaptı. Balaban, memurlara çalıştığı süreç içinde fazla çalışma ücreti gibi ödemeler yapılırken bu tür ödemelerin prime esas kazançtan sayılmadığına dikkat çekerek emekli olduklarında iki maaş arasında yarı yarıya azalma olduğunu belirtti.

Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Ali Balaban, memurların önemli bir sorununa parmak bastı. Memurların çalıştığı zamandaki aldıkları maaş ile emekli oldukları zaman aldıkları maaş arasında yarı yarıya düşme yaşandığını ve bunun sonucunda da memurların sefalete sürüklendiğini ifade eden Balaban, Başbakanlığa gönderilmek üzere PTT önünde dilekçe gönderme eylemi yaptı. Eyleme çok sayıda memur destek verdi.

MEMURUN İÇLER ACISI HALİNE GÖZ YUMULDU

Türkiye’de ekonomik alanda görülen haksızlıkların başında memur emeklilerinin yaşadığı dram geldiğini açıklayan Balaban, devlet memurlarının çalışırken aldıkları maaş ile emeklilik maaşları arasında çok büyük farklılıklar olduğunu söyledi. Memurlara çalışırken döner sermaye, ek ödeme, ek ders, fazla çalışma ücreti gibi ödemeler yapılırken bu tür ödemelerin prime esas kazançtan sayılmadığını ve emekliliklerinde de bu ödemelerin emekli maaşlarına dâhil edilmediğini ifade eden Balaban, şu açıklamayı yaptı: “Yapılan bu tür ödemelerin emeklilik maaşlarına yansımaması, memurların çalışırken aldıkları maaş ile emekli maaşları arasında büyük bir uçurumun oluşmasına neden olmaktadır. Bir memur çalışırken aldığı maaşın ancak yarısı kadar emekli maaşına hak kazanabilmektedir. Bu nedenle, devlete yıllarca hizmet etmiş memurların emekliliklerinde yoksulluk sınırının altında maaş almaları acı bir kader haline gelmektedir. 2008 yılında yapılan sözde Sosyal Güvenlik reformu, işçiler ile memurlar arasında sosyal güvenlik ve emeklilik hakkı bakımından eşitlik getirmek amacıyla çıkarılmıştı. Kanun, memurların bütün haklarını budadı ama memur emeklilerinin içler acısı haline ve insan haklarına dahi aykırı olan bu haksızlığın sürmesine göz yumdu. Hükümet, memur emeklilerine adeta zulmetmeyi tercih etti.

HANGİ VİCDANA HANGİ ADALETE SIĞAR

Bizler, bugün burada adalet istemek için toplandık. Hiçbir memurun emekliliği sefalete dönüşmesin diye toplandık. Çalışırken brüt maaşları ve çalışma süreleri aynı olan bir memur ile işçinin emekli olması durumunda, işçi emeklisinin maaşı memur emeklisinden %15 ile %60 oranında daha fazla. İşçilerin çalıştıkları sürelerin tamamı kıdem tazminatına sayılıyor ama memurlara “30 yıldan fazla süre çalışırsan, ikramiye vermem” deniliyor. Oysa emeklilikte yaş sınırı 65’e çıkarıldı ve bir memurun emekli olabilmesi için en az 40-45 yıl çalışması gerekiyor. Böylece memurların en az 10-15 yılı, emekli ikramiyesi hesabında iç ediliyor. Sonuçta bir memur aynı şartlardaki bir işçiye nazaran yarı yarıya daha az emekli maaşı alıyor. Soruyorum sizlere memur emeklilerine uygulanan bu haksızlık hangi vicdana, hangi adalet anlayışına sığar? Biz işçilerimizin emekli maaşlarının ve kıdem tazminatlarının yüksekliğini değil, memurlarımızın emekli maaşı ve ikramiyelerinin düşüklüğünü ve yaşanan adaletsizliği dile getiriyoruz. Biz, hak yerini bulsun, nimette de külfette de adalet ve eşitlik olsun istiyoruz. Memurun emekli olmasıyla birlikte gelirinde yaşanan bu düşüş, memurlar için emekliliği bir kâbusa dönüştürmektedir. Memurlarımız, mutlu bir emeklilik hayali kuramamakta, emekli olanların çoğu, geçimini sağlamak için ikinci bir iş aramaktadır.

Bu nedenle de emekli olmak istememektedirler. Yıllarca devlete hizmet ettikten sonra emekli olan 2 milyona yaklaşan memur emeklisi ve gelecekte emekli olacak memurlarımız, bu zulmü hak etmemektedir. Daha çocuğunun üniversite masrafları bitmeden, oğlunu evlendirmeden emekli olmak istemeyen kamu çalışanını bu tablo karşısında kim haksız bulabilir?

BU BİR FERYAT BİR HAKARAYIŞTIR

Çalışanları arasında ücret adaletsizliğini gidermek zorunda olan hükümet, işçi-memur ayrımında yaşanan bu adaletsizliği görmelidir. Biz de Türkiye Kamu-Sen olarak, yaşanan adaletsizliği gözler önüne sermek ve bu haksızlığa dur demek için tüm Türkiye çapında dilekçe kampanyası gerçekleştirdik. Memurlarımız hazırlanan dilekçelerle yaşadıkları adaletsizliği dile getirdiler ve bu haksızlığın giderilmesini iktidardan talep ettiler.

Kampanyamız ülke genelinde büyük ses getirdi. Öyle ki, başka sendikaların yöneticilileri dahi Konfederasyonumuzu telefon ve faks yağmuruna tutarak, kampanyamıza destek verdiler.

Kısa zamanda yüz binlere ulaşan dilekçe sayısı, bugün itibarı ile ülke genelinde 500 bini aşmış durumdadır. Sadece Isparta’da toplanmış olan gördüğünüz bu dilekçeler, basit bir hak talebinin ötesinde bir feryat, bir haykırıştır. Şu an her ilimizde toplanan dilekçeler, il temsilcilerimiz tarafından ayrı ayrı bir eylemle Başbakanlığa gönderilmektedir.

Emekliliği kâbusa dönüşecek 2,5 milyon memurun ve 2 milyon dolayındaki memur emeklisinin gönülden dileğini ve yasal hakkını dile getiren bu dilekçeler ile memurlarımız ‘Emeklilikte sefalet kaderimiz olmasın’ diye haykırmaktadır. Türkiye Kamu-Sen olarak yıllardır memurlarımızın ve memur emeklilerinin kanayan yarası haline gelmiş olan bu soruna parmak basıyor ve iktidardan adalet istiyoruz. Memurlarımız bu adaletsizliği ve bu zulmü hak etmemektedir. Bugün Türkiye’nin dört bir yanından, 81 ilinden memurlarımız feryatlarını kâğıda döktüler, Başbakan’a gönderiyorlar. Yetkililer, milyonların feryadına kulak tıkayarak, sorunu yok sayamazlar. Sorunlara kulaklarını tıkayanlara, 500 bin dilekçe ile sesimizi duyuracak, adalet isteğimizi ileteceğiz. İktidarın görevi adaleti sağlamaktır. Memur emeklilerine yapılan bu zulüm de son bulmalı, adalet sağlanmalıdır. Bilinmelidir ki, bu sorun sürdüğü müddetçe, milyonların feryadı, milyonların ahına dönüşecek ve sorumluların yakasına yapışacaktır.”

 

Bu haber 767 kez okunmuştur.
  Yükleniyor...